<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Vural Şeker Kişisel web sitesidir. &#187; Basında Ben</title>
	<atom:link href="http://www.seker.web.tr/kategori/basinda-ben/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.seker.web.tr</link>
	<description>Bir başka WordPress blogu.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 30 Jun 2010 12:12:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Eğitimli dadıları internetten seçin&#8230;</title>
		<link>http://www.seker.web.tr/egitimli-dadilari-internetten-secin.html</link>
		<comments>http://www.seker.web.tr/egitimli-dadilari-internetten-secin.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Jun 2010 11:59:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basında Ben]]></category>
		<category><![CDATA[Dadı arayan aileler]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimli dadı]]></category>
		<category><![CDATA[online dadi]]></category>
		<category><![CDATA[onlinedadi.com]]></category>
		<category><![CDATA[referans araştırılması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seker.web.tr/?p=137</guid>
		<description><![CDATA[Eğitimli dadıları internetten seçin 07.02.2008 Çocuğunuzu emanet edebileceğiniz güvenilir bir bakıcı bulamadıysanız &#8220;onlinedadi.com&#8221; eğitimli dadıları sizin için bir araya topladı. Yapmanız gereken seçeneklere göz atmak. Güvenilir dadı bulmakta büyük zorluklarla ve yüksek maliyetlerle karşılaşan ailelere büyük kolaylık sağlayan &#8220;www.onlinedadi.com&#8221; bir ilke imza attı. Artık onlinedadi.com&#8217;a üye olan aileler, bilgisayarlarının başından aradıkları özelliklere uygun güvenlik,eğitim ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.seker.web.tr/wp/wp-content/uploads/2010/06/bakici.jpg"><img src="http://www.seker.web.tr/wp/wp-content/uploads/2010/06/bakici-300x180.jpg" alt="Bakıcı dadı" title="bakici" width="300" height="180" class="alignnone size-medium wp-image-138" /></a><br />
Eğitimli dadıları internetten seçin<br />
07.02.2008 </p>
<p>Çocuğunuzu emanet edebileceğiniz güvenilir bir bakıcı bulamadıysanız &#8220;onlinedadi.com&#8221; eğitimli dadıları sizin için bir araya topladı. Yapmanız gereken seçeneklere göz atmak.</p>
<p>Güvenilir dadı bulmakta büyük zorluklarla ve yüksek maliyetlerle karşılaşan ailelere büyük kolaylık sağlayan &#8220;www.onlinedadi.com&#8221; bir ilke imza attı. <span id="more-137"></span></p>
<p>Artık onlinedadi.com&#8217;a üye olan aileler, bilgisayarlarının başından aradıkları özelliklere uygun güvenlik,eğitim ve referans araştırılması yapılmış üniversite eğitimli dadılar bulabiliyor.</p>
<p>Dadı arayan aileler ve dadılar üyelik kaydının ilk aşamasında T.C. Kimlik Numarası, adres ve telefon bilgileri kontrol edilip onay aldıktan sonra sisteme dahil olabiliyorlar. Dadı arayan aileler ücretsiz üye oldukları sistemde yalnızca uygun olduğunu düşündükleri dadı ile iletişim kurmak için cüzi bir üyelik bedeli ödüyorlar. Bunun yanı sıra dadılık konusunda servis verebilecek eğitimli dadı adayları ise onlinedadi.com &#8216;a ücretsiz olarak özgeçmiş oluşturabiliyorlar.</p>
<p><a href="http://arsiv.sabah.com.tr/2008/03/11/haber,BDEE446320CA4BECB5552F843B75FF90.html">Sabah Gazetesi Haberi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seker.web.tr/egitimli-dadilari-internetten-secin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Modern zamanın köleleri dadılar</title>
		<link>http://www.seker.web.tr/modern-zamanin-koleleri-dadilar.html</link>
		<comments>http://www.seker.web.tr/modern-zamanin-koleleri-dadilar.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Jun 2010 11:51:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basında Ben]]></category>
		<category><![CDATA[au-pair]]></category>
		<category><![CDATA[dadı]]></category>
		<category><![CDATA[Dadı Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Tokbay]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere’de dadılık]]></category>
		<category><![CDATA[Selda Çöklü]]></category>
		<category><![CDATA[sibel arna]]></category>
		<category><![CDATA[vural şeker]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seker.web.tr/?p=134</guid>
		<description><![CDATA[Modern zaman köleleri Eğer Dadı McPhee gibi bir sihirli dadınız veya çocuk bakıcınız yoksa insaflı olun, ondan her işinizi görmesini beklemeyin. Söz ettiğimiz dadının sihirli güçleri vardı ve evin bütün işini çekip çeviriyor, çocuklarla da gül gibi ilgileniyordu. Fakat Türkiye için durum çok daha farklı. Çocuğa mükemmel bir şekilde bakmanın yanı sıra evdeki işler de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Modern zaman köleleri<br />
Eğer Dadı McPhee gibi bir sihirli dadınız veya çocuk bakıcınız yoksa insaflı olun, ondan her işinizi görmesini beklemeyin. Söz ettiğimiz dadının sihirli güçleri vardı ve evin bütün işini çekip çeviriyor, çocuklarla da gül gibi ilgileniyordu. Fakat Türkiye için durum çok daha farklı. Çocuğa mükemmel bir şekilde bakmanın yanı sıra evdeki işler de onların üstüne yıkılıyor, görev tanımlarında bunlar olmadığı halde&#8230; Zaten Türkiye’de dadının görevleri de tanımlanmış değil, sigortalı iş kapsamında sayılmıyor, kıyamet de bundan kopuyor. İngiltere&#8217;de de dadılık yapan Selda Çöklü&#8217;den aldığımız bilgilere göre Uluslararası Dadı Vakfı&#8217;nın bu konudaki sınırları net: &#8220;Dadı bir çocuk bakım uzmanıdır, öncelikli ve tek işi çocuğa bakım sağlamaktır.&#8221; <span id="more-134"></span></p>
<p>Elif Tokbay</p>
<p>Cumhuriyet-Dergi &#8211; Yazın klimalı bir işyerinde çalışmak ne de hoştur. Hele bir de şehir içinde bir işyeriniz varsa, öğle tatiline arkadaşlarınızla çıkar, açık bir mekândaysanız bir iki sigara tüttürür, işe dönmek istemediğinizden yakınır, şirket dedikoduları yapar, belki bir iki arkadaşınızı çekiştirir, çok sıkı bir işiniz yoksa, hele o gün işiniz de azsa, 15-10 dakika öğle tatilini uzatıverirsiniz. Kendinizde gördüğünüz bu haklar eve gittiğinizde birden batmaya başlar&#8230; </p>
<p>Çocuğunuza bakan bakıcı, ya da dadı ne de çok yemek yiyor, ev derleyip toplamak ne ki, onu bile yapamıyor, bir de odasına televizyon istiyor, yaz sıcağında, Göcek&#8217;te, Simi&#8217;de, üstüne üstlük bir de teknede, denize girmek istiyor. Bak sen şu cahilin yaptığına, bir de “keşke kocamla çocuklarım da burada olsaydı” diye hayıflanmaz mı?</p>
<p>İngiltere’de au-pair’lik yapan, Türkiye’de iki yıldır dadı olarak çalışan Selda Çöklü’ye göre işi düşünce boyutundan çıkarıp eyleme geçenler de var. “Dadıların iş ortamları evler olduğu için çok daha fazlası yaşanabiliyor. ‘Ben sana para veriyorum, çalışacaksın’ diye düşünen çok insan var. Özellikle yatılı çalıştırılan dadılara bir yaşam ortamı sunulmuyor. Dadılık yapan arkadaşlarımın çalıştığı evlere gittiğimde bakıyorum odaya, oda değil. Koridordan bozma bir yer. Hiçbir şekilde vaktini geçirebileceği bir yeri yok. Yemek problemleri bile yaşıyorlar, ‘senin buzdolabın bu, buradan yiyeceksin, bizim buzdolabımıza dokunmayacaksın’ sözlerini işiten arkadaşlarım var. Restorana gidiyorlar birlikte, aile yemeğini yiyor dadıya servis açtırılmıyor. Sibel Arna’nın yazısı beni hiç şaşırtmadı o yüzden, çok hoşgörüsüz, vicdansız bir yazı bence. Sibel Arna’nın da işi var ve işinde yüzde 100 performans gösterdiğini hiç sanmıyorum. Gittikleri yer de dünya güzeli bir yer, onun da bakmaya, hissetmeye hakkı var. 40 derecenin altında çocuğunuza baktırıyorsunuz sonuçta. İnsanların kendi egolarını tatmin edemeyişinden başka bir şey değil bence bu yazı. O geziye de sırf bu yazıyı yazmak için çıktığını düşünüyorum. ”</p>
<p>Çöklü, Marmara Üniversitesi’ndeki hemşirelik eğitiminin ardından Londra’ya dil öğrenmek için gitmiş, orada üniversite eğitimini sürdürürken au-pairlik yapmış. Bu konuda eğitim alarak kendini geliştirmiş. 2006’da Türkiye’ye döndüğünde dadılık yapmaya devam etmiş fakat bu süreç onun için bir hayal kırıklığı olmuş: “İngiltere’de dadılık saygın bir meslek. Elinizde bir kontratınız var, sözleşmenizde tatiliniz, alacağınız para, bayramlarda tatillerde çalıştığınız takdirde kazanacağınız ekstra para ve diğer her şey yazılı çizili. Her şey o kadar kesin çizgilerle belirtilmiş ki kimse kimsenin hattına giremiyor. Sigortanız var, iyi paralar kazanabiliyorsunuz. Türkiye’de siz aileden sigorta isterseniz sizi işten atıyor.”</p>
<p>Selda Çöklü ev işi yapmıyor, işe girerken bunları aileyle konuştuğunu anlatıyor. “Onlara profesyonel bir yardım sunuyorum ve karşılığında saygı  bekliyorum. Ama evde bir şey yapılması gerektiğinde de kenara çekilmiyorum. Öyle bir durum oluyor ki bir şey yapılması gerekiyor. Yanlarında çalıştığım bir aileye sırf yardım olsun diye bir kere ütü yaptım. Sonrasında o iş üstüme kaldı. Ertesi gün ütüyü yapar mısın dendi. O hatları çizmek o kadar zor ki, çünkü sizin elinizde bir iş tanımınız yok.”</p>
<p>Çöklü baktığı çocuğun mental gelişiminden de sorumlu. Zaten burada çocuk bakıcısından ayrılıyor. Baktığı çocuğun beyinsel gelişimiyle de ilgilenen çok sayıda çocuk bakıcısı da var tabii ki ama bir dadı olarak bu işten o sorumlu. Dadılığın iş tanımını şöyle yapıyor: </p>
<p>“Uluslararası Dadı Vakfı’nın yaptığı tanıma göre dadı bir çocuk bakım uzmanıdır, öncelikli ve tek işi çocuğa bakım sağlamaktır. Dadı bir hizmetçi değildir, özel aşçınız da değildir. Dadıların belirli çalışma saatleri vardır. Yatılı olarak çalışan bir dadı için günlük çalışma saati 5–12 saat arasında değişebilir, fakat haftada 60 saati aşmamalıdır. Gündüzlü olarak çalışan dadı içinse saat limiti 50’dir. Dadı bir insandır, istekleri, sıkıntıları, planları, sosyal yaşamı olan bir bireydir. Dadının görevleri çocuğun fiziksel ve duygusal gereksinimlerini karşılamak, zihinsel gelişimini takip etmek, bunun yanı sıra ebeveyn ile kararlaştırılmış disiplin tekniğini uygulamak, çocuğu sosyal hayata hazırlamak, oyun gruplarına dâhil etmek, çocuğun günlük aktivitelerini planlamak, kitap okumak, okula götürüp getirmek, ev ödevlerine yardım etmektir. Aileler işi dadılık olmayan bir kişiyi işe almak için kendilerince doğru sebepler bulabilirler. Sonrasında ise dadı sanılan kişinin uyguladığı şiddet haberlerini okuduğumuzda şaşırmamak gerekir. Bu gibi haberlerin çıktığı durumlarda çoğunlukla işe alınan kişinin geçmişi yeteri kadar araştırılmamış ve sıklıkla yasal olmayan yollarla çalışan insan profili ile karşılaşıyoruz.”</p>
<p>Beş yıldır çocuk bakıcılığı yapıyorum</p>
<p>Zeynep Hanım bir çocuk bakıcısı. Eşinden ayrıldıktan sonra İstanbul’a gelmiş. Bakıcılık yapmaya ise aynı mahallede oturan bir arkadaşımızın çocuklarının bakımını üstlenerek başlamış, beş yıldır çocuk bakıcılığı yapıyor. Arkadaşımız Zeynep Hanım’ı o kadar övdü ki görüşüne başvurmak bizim için farz oldu. Zeynep Hanım şimdi aynı apartmanda oturduğu başka bir ailenin çocuğuna bakıyor. “Ev işlerini yapmıyorum. Tabii ki evde ufak tefek işler yapıyorum, çocuğun dağınıklığını topluyorum mesela, bulaşık makinesi doluysa onu boşaltıyorum. Ama diğer işlere karışmıyorum. Ev işlerini de yaparsan onun adı başka olur. Zaten işe girerken bunların hepsini konuştum. Şimdi aileler çocuğa sadece bakan, yedirip içiren değil, onunla ilgilenen bakıcılar istiyorlar. Boran üç yaşını dolduracak ama kitaplığı kitap dolu. Ona kitap okuyorum, İngilizce sayı saymayı öğrettim, kendi çocuklarım da Boran’ı çok sevdiği için sosyalleşmesi de yerinde. Geçenlerde pedagoga gitmişti, pedagog gelişimini çok beğenmiş, aile de bu durumu bana yordu.”</p>
<p>Zeynep Hanım’a malum olayı  da sorduk: “Hep beraber bir yere gitmişler, bakıcı çoluğunu çocuğunu bırakıp gelmiş. Bir yarım saat denize girmeyi hayal etmesinin ne gibi bir sakıncası olabilir? Bana biraz ayrımcılık gibi geldi. Bir arkadaşım var, evde yatılı çocuk bakıyor. ‘Sizler evinize gidiyorsunuz, başınızı kendi yastığınıza koyup uyuyorsunuz’ dedi bana. Bütün gün çocuğa bakıyor, evin hanımı eve geldiğinde ayaklarını uzatıp oturuyor, bir de kadına iş buyuruyormuş. ‘Sofra hazırla, ay bize meyve getirir misin?’ Bu biraz da vicdanla alakalı. Nasıl buna çocuk bakıcısı diyorlar anlamıyorum? O insan başka bir şey oluyor o zaman. Evin her türlü işini boyunlarına atıyorlar, ondan sonra bir de kadının çocuk bakmasını istiyorlar. Ama çok şükür ben öyle bir sorunla karşılaşmadım.”</p>
<p>Zeynep Hanım, Boran’ın yemek saatlerini düzenliyor, zaten yemesi içmesi doktor kontrolü altında, yemekler ona göre hazırlanıyor. Boran’la birlikte kitap okuyor, çizgi film izliyorlar, hava güzel olduğunda da parka gidip hava alıyorlar. Zeynep Hanım sabah 09.00 gibi eve geliyor, akşam 19.00 civarı kendi evine gidiyor. Ayda 800 TL para alıyor. </p>
<p>Bakıcının eğitim alması avantaj</p>
<p>Çocuk ve Ergen Psikoloğu Dr. Tolga Erdoğan anlatıyor:</p>
<p>“Bakıcı ve dadı seçiminde öncelikle çocuğun bakımını üstlenecek kişiyle güvenli bir ilişki kurulabilmesi çok önemli. İletişime açık, sorumluluk alabilen, zaman zaman hata yapabileceğini kabul eden, sabırlı, sevgisini gösterebilen bir insan olmalı. Bakıcılık ve dadılık yapacak kişinin çocuk gelişimi konusunda eğitim almış olması tabii ki bir avantajdır, ancak Türkiye&#8217;deki pek çok insanın bu konuda eğitim almamış kişilerce büyütülmemiş olduğu da bir gerçektir. Bence bakıcıların çocuklarla vakit geçirmeyi sevmesi ve hem aileyle hem çocukla sıcak ilişkiler kurabilmesi daha da önemli bir konu. Bakıcıyla ve dadıyla anlaştıktan hemen sonra çocuğunuzu onunla yalnız bırakmanız iyi bir tercih olmayacaktır. Çocuklar özellikle erken yaşlarda yoğun olarak ayrılık kaygısı yaşarlar ve ebeveynlerin bir anda ortadan kaybolması ona sevilmediğini ya da istenmediğini hissettirebilir. Bu nedenle çocuğunuzun bakıcıyla tanıştığı dönemde ebeveynlerden en azından birinin bir süre eşlik etmesi pek çok sorunu önceden engelleyecektir. Çocuğunuzla bakıcı arasında bir sorun yaşanıyorsa, çocuğunuz bunu size bir şekilde belli edecektir. Onun duygusal durumunu, hal ve hareketlerini iyi takip etmeniz genellikle yaşadığı bir sorun varsa anlamanız için yeterli olur. Çocuğunuz eğer bir sorun yaşıyorsa bunu bakıcınızla ‘sorgulayıcı’ bir dil kullanmadan paylaşın. Soruna odaklanmak yerine çözüme odaklanmak herkesin işini kolaylaştıracaktır.”</p>
<p>“Sibel Arna’nın yazısını birkaç kez ve dikkatli bir şekilde okudum. Öncelikle iyi bir anne olmak için çok çaba sarfettiğini düşünüyorum. Bu nedenle de çocuğunun bakıcısını yakından gözlemliyor ve arkadaşlarının tecrübelerinden de yararlanıyor. Tüm bunlarla beraber yazısında ciddi bir üslup sorunu var. İşveren olarak yanında çalışan kişiyle ilgili bu kadar tepeden bakan bir üslup kullanıyor olması eminim bakıcısını da çok rahatsız ediyordur. Doğal olarak Sibel Arna’nın çocuğuna bakmakla görevli kişi için bu işini oldukça zorlaştıran bir durum. Ayrıca unutulmamalı ki çocuklarımız bizi taklit ederek doğruyu ve yanlışı ayırt etmeye çalışır. Bir gün çocuğunuz gelip bir arkadaşının ‘kafasını dalış tüpü olmadan suya gömebileceğinden’ bahsederse hayatındaki bir şeyler yanlış gidiyor demektir.” </p>
<p>Vural Şeker (Damla İnsan Kaynakları Genel Koordinatörü): Dadılığın yasal statüsü yok</p>
<p>Vural Şeker, Damla İnsan Kaynakları Genel Koordinatörü. “Aslında bu bir sistem sorunu” diyerek sözlerine başlıyor, “Dadılığın Türkiye&#8217;de bir sisteme oturtulması gerek” diyerek de devam ediyor. “Çalışan çok sayıda yabancı var, bunların belli kurallara bağlanması gerekiyor. Biz işe yerleştireceğimiz dadıların eğitimli olmasına, bu işi daha önce yapmış olmasına ve referansları bulunmasına dikkat ediyoruz. Dadılar genellikle meslek liselerinin çocuk gelişimi bölümünde eğitim almış olurlar. Sonra ister ana okulu öğretmeni olur, ya da pedagojik formasyon alırlar. Ama Türkiye’de bu işe bakış açısı çarpık. Halkımız dadılığı boş kalınca yapılan bir iş olarak görüyor. Canınızı, evinizi emanet ediyorsunuz ama üçüncü sınıf bir vatandaş olarak davranabiliyorsunuz. Hiçbir şekilde sigortaları yok. Tamamen ailenin inisiyatifine kalmış. Biz işe yerleştirdiğimiz dadıları Çalışma Bakanlığı’na ve iş kurumuna bildiriyoruz ama bu konuda bir yasal düzenleme olmadığı için yaptığımız iş havada kalıyor. Eski Çalışma Bakanı Faruk Çelik&#8217;in Fransa’daki sistemi Türkiye’ye getirmek gibi bir çalışması vardı. Dadıları devlet sigortalayacaktı. Fakat o da hükümet değişince havada kaldı.”</p>
<p>“Bir de tabii Sibel Arna olayı var. Hiç insancıl bulmadım. Yazıyı okuduğunuzda Arna&#8217;nın bakıcısına ne gözle baktığını anlayabiliyorsunuz. Bakıcı da bir anne, insan, onun da bunu hayal etmesi kadar doğal bir şey olamaz. Arna, onun hayal etmesine bile karşı geliyor, onun adına karar veriyor. Aslında resmen dadı da değil çalıştırdığı kişi. Muhtemelen sosyal hakları da yok. Tamamen bir köle olarak görüyor.”</p>
<p>“Resmi çalışma saati haftada 45 saatle sınırlıdır. Ama yatılı dadılardan haftada 168 saat çalışması beklenir. Bunda da kendisinden ful performans beklenir. İnsan değil robotmuş gibi. Dünyada bu kadar saat bir çalışma modeli yok, veya varsa da tamamen haklarıyla birliktedir.” </p>
<p>27 Haziran 2010</p>
<p><a href="http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=152474">Cumhuriyet Gazetesi Haberi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seker.web.tr/modern-zamanin-koleleri-dadilar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dadının adı yok</title>
		<link>http://www.seker.web.tr/dadinin-adi-yok.html</link>
		<comments>http://www.seker.web.tr/dadinin-adi-yok.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Jun 2010 11:43:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basında Ben]]></category>
		<category><![CDATA[Damla İnsan Kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[hasta bakıcı]]></category>
		<category><![CDATA[hemşire]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Özel İstihdam Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Selda Çöklü]]></category>
		<category><![CDATA[sibel arna]]></category>
		<category><![CDATA[vural şeker]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seker.web.tr/?p=129</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğunuzun dadısıyla tatile çıktınız. Dadının canı denize girmek isterse ne yaparsınız? Bir köşe yazarı dadıların bu tür ‘aşırı’ isteklerini yazdı ve “Onun kafasını tüpsüz suya gömerim” dedi. Geçen haftanın en popüler polemiğinde bu kez sözü dadılara verdik. Meğer bu yazardan daha beter işverenler de varmış!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuğunuzun dadısıyla tatile çıktınız. Dadının canı denize girmek isterse ne yaparsınız? Bir köşe yazarı dadıların bu tür ‘aşırı’ isteklerini yazdı ve “Onun kafasını tüpsüz suya gömerim” dedi. Geçen haftanın en popüler polemiğinde bu kez sözü dadılara verdik. Meğer bu yazardan daha beter işverenler de varmış! <span id="more-129"></span></p>
<p>Özkan Güven </p>
<p>ozkguven@gmail.com </p>
<p>Hürriyet gazetesinde yazan Sibel Arna geçen hafta eşi, 9 aylık bebeği ve dadısıyla çıktığı Mavi Yolculuk’un notlarını geçti ve nurtopu gibi bir polemik konumuz daha oldu. Arna, yazısında dadısı Hanife Hanımın bebeğine normal şartlar altında iyi baktığını ama deniz üstündeyken sınıfta kaldığını belirtiyordu. Karnedeki kırıklara sebep biraz da dadının denize girmek isteyişiydi. Ama en vurucu kısmı sona saklamıştı. Arkadaşının dadısının dalış kursu almak istemesine şöyle isyan ediyordu: “Neymiş su altında nasıl nefes alınıyor çok merak ediyormuş. Büyük konuşmayayım ama ben o kadının kafasını dalış tüpü olmadan suya gömerim!” Arna’nın bu yazısını bazıları faşizanca buldu, bazıları ona hak verdi. Biz ise dadıları bulup onlara kulak verelim dedik. Ne şartlarda çalışıyorlar, neler yaşıyorlar, ‘malum yazı’ hakkında ne düşünüyorlar? </p>
<p>HİÇBİR YASAL HAKLARI YOK</p>
<p>Türkiye’de 2 milyon kişi dadılık yaparak geçimini sağlıyor. Bu rakamı Damla İnsan Kaynakları Genel Koordinatörü Vural Şeker veriyor. Şeker, 10 yıldır bu sektörün içinde. Evlere dadı, hasta bakıcı temin eden 16 şirketin oluşturduğu İstanbul Özel İstihdam Derneği’nin de başkanlığını yapıyor. Dadıların 4857 İş Yasası’na göre hiçbir hakka sahip olmadığını söyleyen Şeker Türkiye’de bu mesleğin pek de bilinmediğini anlatıyor: “Dadılık sanıldığından daha ciddi bir iştir. Canınızı, mutluluğunuzun kaynağı olan bebeğinizi birine emanet ediyorsunuz. Ancak Türkiye’deki dadılar bebeğin dışında her türlü işte çalıştırılıyor. O evin temizliğinden, yemeğinden sorumlu oluyorlar.”</p>
<p>Şeker, dadıların haklarıyla ilgili de şunları söylüyor: “Bir odasının olması kadar Mavi Yolculuk’a çıktıklarında denize de girmek isteyebilirler. Çoğu müşterimiz bizden eleman alırken yaz tatillerinde kendileriyle birlikte gelebilecek insanlar talep ediyor. Ehliyeti olup olmadığını soruyor. Ben Sibel Arna’nın yazısını çok sert ve vicdan duygusundan yoksun buldum. Bebeğinizi emanet ettiğiniz insanın denize girmesini, güneşlenmesini çok görmemek lazım.”  </p>
<p>Bizi insan yerine koymuyorlar </p>
<p>HEM İngiltere’de hem de Türkiye’de dadılık yapan bir profesyonel, 30 yaşındaki Selda Çöklü. Altı yıldır bu sektörde. Çocukların hem fiziksel hem mental gelişimiyle ilgili eğitim almaya devam ediyor. Çocuğa kimin baktığının değil nasıl bakıldığının önemli olduğunu düşünüyor Çöklü. Türkiye’deki ailelerin çocuğun sadece fiziksel gelişimiyle ilgilendiğini, zihinsel gelişimini ıskaladığını anlatıyor. “Bizler çocukların rol modeliyiz. Anne veya baba evden ayrıldıktan sonra o çocuklar bizim aynamız olur. Bu anlamda bizim kim olduğumuz da önemlidir. Böyle bir iş yapıyorsunuz ama bazıları sizi insan yerine koymuyor işte. ‘Kaldığımız odada TV olabilir mi?’ dediğimiz için eleştiriliyoruz, tatile çıkıldığında denize girmek isteyişimiz bir yazının konusu olabiliyor. Köle değiliz ki. Aslında her şey ince düşünmekten geçiyor. Önce teşekkür etmesini öğrendikten sonra birçok sorunu çözecek bir toplumuz çünkü teşekkür etmesini bilmiyoruz.”</p>
<p>Aç kaldığım zamanlar bile oldu </p>
<p>GÜNAY Özhan dört yıldır dadılık yapıyor. Bazı evlerde ikinci sınıf insan muamelesi gödüklerinden yakınıyor: “Dadılık birçok işten daha zordur. Buna rağmen ‘Sana para veriyorum ve her işimi yapmak zorundasın’ gibi bir mesaj veriliyor. Salonu kullanamıyorsunuz çünkü kilitleniyor. Özellikle ekonomik durumu iyi olan insanlar size kiler gibi bir yer veriyor, orada yatıyorsunuz. İçtiğiniz bir bardak çayın bile hesabının sorulduğu evler oluyor. Aç kaldığım zamanlar bile oldu benim. Bunlar önemli değil, önemli olan verilen his aslında. O evde, onlardan olmadığınızı hissettiriyorlar. İlişkilerinde duvar örüyorlar. Eve geldiklerinde önce çocuğun bir yerinde sıyrık, yara var mı, yok mu onu kontrol ediyorlar.”</p>
<p>Konu dönüp dolaşıyor ve Arna’nın olay yaratan yazısına geliyor: “O teknede olsaydım ben de denize girmek istediğimi söylerdim. Bebeğin karnı toksa, uyuyorsa neden olmasın ki? Bir yarım saat nefes alsam ne olur. Aile ile daha büyük bir bağ kurmaz mıyım?” </p>
<p><a href="http://www.stargazete.com/cumartesi/dadinin-adi-yok-haber-270646.htm">Star Gazetesi Haberi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seker.web.tr/dadinin-adi-yok.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>3 milyon işsiz 1 milyon kaçak işçi var</title>
		<link>http://www.seker.web.tr/3-milyon-issiz-1-milyon-kacak-isci-var.html</link>
		<comments>http://www.seker.web.tr/3-milyon-issiz-1-milyon-kacak-isci-var.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2009 15:21:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basında Ben]]></category>
		<category><![CDATA[vural şeker; işkur ; yabancı işçi; kaçak işçi;]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seker.web.tr/?p=81</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye’de 1 milyonun üstünde yabancı kaçak işçi olduğu tahmin ediliyor. Genellikle eski Sovyet ülkelerinden, Balkanlar’dan ve Ortadoğu’dan gelen kaçak işçiler; inşaat, tekstil, deri ve hizmet sektöründe çalışıyorlar. Yabancı kaçak kadınların bir numaralı işkolu ise hasta, çocuk ve yaşlı bakımı. Kimi zaman maaşlarını alamayan, 5 kuruş verilmeden kapının önüne konan hatta tacize uğrayan yabancılar, 3 milyona [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de 1 milyonun üstünde yabancı kaçak işçi olduğu tahmin ediliyor. Genellikle eski Sovyet ülkelerinden, Balkanlar’dan ve Ortadoğu’dan gelen kaçak işçiler; inşaat, tekstil, deri ve hizmet sektöründe çalışıyorlar. <span id="more-81"></span></p>
<p>Yabancı kaçak kadınların bir numaralı işkolu ise hasta, çocuk ve yaşlı bakımı. Kimi zaman maaşlarını alamayan, 5 kuruş verilmeden kapının önüne konan hatta tacize uğrayan yabancılar, 3 milyona yakın işsizin olduğu Türkiye’de en kısa sürede para biriktirip ülkelerine geri dönmek istedikleri için en ağır çalışma koşullarını kabul ediyorlar.</p>
<p> Yıllarca dışarıya göç veren Türkiye, 1990’lı yıllardan itibaren yabancı kaçak işçi cennetine döndü.</p>
<p> Sayı belli değil. Bir milyonun üzerinde olduğu kesin. Gerçek rakamın bunun çok çok üstünde olduğunu iddia edenler de var. 3 milyona yakın işsizin olduğu Türkiye’de hem kayıtdışı çalışanlar (sayıları 10 milyon olarak tahmin ediliyor) hem yabancı kaçak işçiler ekonomiyi zora sokuyor. İTO tarafından hazırlanan Kaçak Göç Raporu’na göre Türkiye’ye her yıl tahminen 200-300 bin kaçak göçmen giriyor ve bunların yarısı diğer bir ülkeye geçmeden Türkiye’de yasadışı olarak çalışıyor. Polisin Türkiye’ye gelen bu göçmenlerin ancak yarısını yakalayabildiği tahmin ediliyor.</p>
<p> Komşu ülkelerde ve bölgede yaşanan savaşlar, iktidar değişiklikleri, yoksulluk, sefalet Türkiye’ye göçü körüklüyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca hazırlanan Kayıt Dışı İstihdamla Mücadele (KADİM) Projesi’nde yer alan bilgilere göre, Türkiye’ye gelen yabancı kaçak işçiler, küçük ve orta ölçekli işletmelerde ve genellikle Marmara, Ege, Akdeniz ve Doğu Karadeniz Bölgeleri’nde yoğunlaşıyor. Yabancı işçiler çaresizlikten ve en kısa sürede azami para biriktirip ülkelerine dönme beklentisi içinde olduklarından, en düşük ücretlerle en ağır çalışma koşullarını kabul ediyorlar. Ne yazık ki kaçak işçiler ucuza ve uzun saatler çalışmaya razı oldukları için de, yerli çalışanların ücretleri de düşüyor, işsizlik artıyor.</p>
<p> Türkiye’ye yabancı işçiler genelde eski Sovyet ülkeleri, Balkanlar, Ortadoğu, Pakistan, Bangladeş, Endonezya ve siyahi Afrika ülkelerinden geliyor. 1990’lı yıllarda Sovyetler’in çöküşünü takiben Balkanlar, Rusya, Orta Asya, Azerbaycan, Ukrayna ve Gürcistan’dan gelenler her yıl katlanarak arttı. Türkiye’ye gelen yabancılar ağırlıklı olarak inşaat, tekstil, deri, hizmet sektöründe, evlerdeki muhtelif tamirat, boya badana işlerinde, otellerde ve ev bakımında çalışıyorlar. Sosyolog Prof. Dr. Nilüfer Narlı, Türkiye’de görüştüğü siyahi Afrikalılar’ın en az lise mezunu, Pakistanlı ve Bangladeşliler’in lise ve üniversite mezunu olduklarını söylüyor: &#8220;1990’lı yılarda gelen Romen, Bulgar, Rus ve Ukraynalılar yüksek eğitimli genç işsizlerdi. Araba yıkama işinde bile çalıştılar. 2001 krizinden sonra ise Romanya ve Bulgaristan’dan gelenler azaldı. 1990’lı yıllarda Türkiye’den çalışarak ailesine para yollayabilen bir işçi bugün para biriktiremiyor.&#8221;</p>
<p> Evde çalışanlar artıyor</p>
<p> Kaçak kadınlar ise daha çok hasta, çocuk ve yaşlı bakımında çalışıyorlar ve bu sektörde çalışanların sayısı her geçen gün artıyor. Yabancı kaçak ev hizmetlisi kadınlar artık resmen bir sektör haline geldi. Ağırlıklı olarak Rusya, Ukrayna, Gürcistan, Kırım (Kırım Tatarları) ve Filipinliler’den gelen kadınlar bu sektörü tercih ediyor. İstanbul Özel İstihdam Büroları Derneği Başkanı ve başta ev hizmetlerinde çalışacak personel bulmak üzere hizmet veren Damla İnsan Kaynakları’nın sahibi Vural Şeker, yabancı kaçak işçiler nedeniyle iş yapamamaktan şikayetçi: &#8220;Yabancı işçi sorunu İŞKUR tarafından ruhsat almış, düzenli olarak denetime tabii olan, insan kaynakları hizmetleri veren firmaları kötü yönde etkiliyor.</p>
<p>Çünkü mevcut işleri kaçak işçiler aldıkları için, Türk vatandaşlarının iş bulması zorlaşıyor. Türkiye’de 2.5 milyon işsizimiz varken; KKTC bile kaçak çalışan Türk işçilerine ceza kesip Türkiye’ye gönderirken, Türkiye’de bizim vatandaşımızın gelir kaybına neden olan kaçak işçiler konusunda kamuoyunu ikna edici adımların atılması hepimizin ortak beklentisidir&#8221; diyor. İşverenler, artan istihdam maliyetleri sebebiyle (bahanesiyle) kaçak işçi çalıştırma yoluna başvuruyorlar. Kaçak işçilerin hiç bir sosyal güvencesi (ve bağlı masrafı) yok, sadece asgari ücrete yakın bir maaş ve yemek parasına çalışıyorlar. Ne yazık ki kaçak işçiler insan haklarına aykırı uygulamaların da hedefi haline gelebiliyor.</p>
<p> Kriz kaçak işçileri de vurdu</p>
<p> Diğer taraftan yabancılar daha ucuza ve daha çok çalıştıkları için özellikle ev işlerinde Türkler’e tercih ediliyorlar. (Yabancı kadınların çalıştıkları evde yatılı kalabilmesi de tercih sebeplerinden biri.) Örneğin Ayfer B.(*) 21 yıl önce ilk çocuğu dünyaya geldiğinde kendine yardımcı olması için eve bir bakıcı aldığını, geçen sürede kaç bakıcı değiştirdiğini bile hatırlamadığını söylüyor. Bir türlü aradığını bulamadığını, ya çocuklarıyla gereği gibi ilgilenmedikleri ya da hırsızlık yaptıkları için sık sık bakıcı değiştirdiğini söyleyen Ayfer B. bakıcı temin eden şirketi aradığında da muhatap bulamadığını hatırlıyor:</p>
<p>&#8220;Bana günü birlik, sokaktan buldukları elemanları gönderiyorlardı.&#8221; Ayfer B., çevresindeki insanların da aynı sorunlarla boğuştuğunu görünce o zamanki Moldovalı bakıcısıyla birlikte Moldova’dan Türkiye’ye (kaçak) bakıcı getirmeye başlamış. 1999 yılından bu yana 4.000 işçi getiren Ayfer B., 1999-2000’de Türkiye’de Moldova, Etiyopya, Türkmenistan ve Ermenistan’dan çok sayıda bakıcı geldiğini; şu anda Özbek, Türkmen ve Kırımlıların çoğunlukta olduğunu söylüyor. Türkiye’de kaçak çalışanların çoğu turist vizesi alarak bir aylığına geliyor ve süreyi aşınca hem ceza ödüyor (mesela bir yılı aşkın süre kaçak kalanların çıkışta ödediği ceza 1.500 lira) hem de Türkiye’de kaçak kaldığı süre kadar (mesela 6 ay kaldıysa 6 ay) ülkesinden buraya tekrar giriş yapamıyor.</p>
<p>Ayfer B., çalışma izni almanın çok zorlu bir süreç olduğunu ve başvuruların genelde reddedildiklerini söylüyor: &#8220;Yanında eleman çalıştıran her 5 evden 3’ünde yabancı var. Türkler doğru dürüst çalışmıyor, sürekli hastalanıp, düğün, bayram vs için izin istiyorlar. Hem de çok az iş çok para peşindeler. 1.5 milyar maaş istiyorlar. Yabancı aldığınızda her işi yapıyor, bu nedenle herkes yabancı istiyor&#8221; diye iddia ediyor. Ama krizle birlikte hızla yükselen dolar yabancı kaçak işçileri de vurdu. Pek çoğu şu anda işsiz. Bir kısmı ülkelerine geri dönüyor.</p>
<p> 90 bin kadın sınırdışı edildi</p>
<p> 2008 yılı Ekim ayında Bahçeşehir Üniversitesi Mesleki Teknik Eğitimi Geliştirme Merkezi (METGEM) ve İŞKUR İstanbul İl Müdürlüğü’nün ortak eğitim projesi çerçevesinde bakıcı anne, yaşlı ve hasta bakımı alanlarında eleman yetiştirmeye yönelik programın tanıtımında konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, bakıcı anne alanında kayıtdışının yanı sıra yabancı kaçak işçi çalıştırma sorununa da değinmiş ve 90 bin kaçak kadının sınır dışı edildiğini söylemişti: &#8220;Türkiye’de çok sayıda kaçak bakıcı annelik yapan işçi var.</p>
<p>Şu anda bu yüzden 90 bin kişi sınır dışı edilmiş durumda. Bu mesleğe Türkiye’de yaşayan bayanlarımızı yönlendirmeliyiz.&#8221; İş piyasasının ihtiyaç ve beklentilerine uygun bireyler yetiştirilmesi amacıyla geçen yıl Bahçeşehir Üniversitesi bünyesinde kurulan Mesleki Teknik Eğitimi Geliştirme Merkezi’nde (METGEM) Bakıcı Anne programına şu ana kadar 58 kişi, Hasta ve Yaşlı Bakımı programına ise 40 kişi katıldı.</p>
<p> * Haberde hikayelerini anlatanların isimleri ve ülkeleri değiştirilmiştir.</p>
<p> Amacımız para kazanıp dönmek</p>
<p> Türk Cumhuriyetlerinden gelen Gül, son 5 yıldır Türkiye’de aynı ailede hasta bakıyor. Buraya geldikten hemen sonra kendi ülkesinden arkadaşları ’bizi de oraya al’ deyince arkadaşlarını burada tanıdığı ve güvendiği ailelere yerleştirmeye başlamış. Şu ana kadar ülkesinden 40-50 kişiyi getirip bir kaçak işe yerleştirmiş. Gelenler turist vizesiyle geliyorlar, sınırdışı edilmemek için çok fazla ortalıklarda görünmüyorlar. Polis yakalarsa diye yanlarında hep parayla geziyorlar. Polis fuhuş yapanları hemen sınırdışı ediyor diyen Gül:</p>
<p>&#8220;Hasta bakanlara ’at bir benzin parası, çay parası’ diyen polislere 50, 100 YTL sıkıştırıyoruz&#8221; diye iddia ediyor. Gül, Türk bakıcıların ise niye tercih edilmediklerini şöyle anlatıyor: &#8220;Türk bakıcılar sorunlu oluyor, kocası hasta oluyor, birisinin düğünü var diyor, sık sık izin alıyor, oysaki bizim burada akrabamız yok, amacımız para kazanıp bir an evvel dönmek.&#8221;</p>
<p> Reddedilenler kaçak çalışıyor</p>
<p> Yabancı personel çalışma ve ikamet izinleri konusunda danışmanlık veren 4M Danışmanlık’ın kurucusu Himmet Öztürk, şartlar yeterince bilinmediğinden izin konusunda ciddi sorunlar yaşandığını söylüyor. Diğer taraftan Türkiye’de yaşamak ve çalışmak isteyen yabancıların çokluğu sebebiyle Bakanlık izin verme kriterlerini zamanın koşullarına göre değerlendirerek daha da zorlaştırabiliyor. Öztürk, &#8220;Reddedilen izin taleplerine rağmen ikamet izni sona eren yabancılar kaçak durumda Türkiye’de kalmaya ve çalışmaya devam ediyorlar. Özellikle bakıcılar, eğlence ve turizm sektöründe, turistlere satış yapan mağazalarda çalışanlar izinsiz çalışıyorlar&#8221; diyor.</p>
<p> Yabancılar için süreli, süresi, bağımsız ve istisnai olmak üzere 4 tip çalışma izni var. Bunlardan en çok başvurulan Süreli çalışma izni, en çok bir yıl süreyle (ilk müracaatta bir yıl, uzatmalarda üç yıla kadar) veriliyor. Bakanlığın değerlendirme kriterleri arasında yabancı ve çalışacağı şirkete ait bilgi ve belgelerin yorumları, yabancının Türkiye’de çalışmasının sağlayacağı yararlar ve Türk vatandaşı yerine yabancı istihdamın gerekçesi de var.</p>
<p> Türkiye’ye gelmek isteyen çok ama korkuyorlar</p>
<p> Moldovalı E.K. (40) kendi ülkesinde bizdeki 2 yıllık üniversiteye tekabül eden dikiş-nakış ve terzilik eğitimi aldı. Okul sonrası 5 yıl kadar boyacı ustası olarak çalıştı. Bebeği doğunca bakacak kimse olmadığı için bir süre çalışamadı. Oğlu 10 yaşına gelince onu babasına bırakıp İtalya’ya çalışmaya gitti. Orada 1,5 yıl bir hastaya baktı. Türkiye’ye de bakıcı olarak çalışmak ve para kazanmak için geldi. İlk gelişinde 6.5 ay Levent’te bir ailenin 2 yaşındaki çocuğuna baktı. Sonra ülkesine geri döndü. Geçen Ağustos ayında yine Türkiye’ye geldi ve şu anda bir ailenin 3 yaşındaki çocuğuna bakıyor.</p>
<p>E.K. çocuk bakımının yanı sıra akşam yemeklerinin hazırlanması ve temizlik işlerinden de sorumlu. Haftanın 6 günü çalışıyor, bir günü de kiliseye gitmek için kullanıyor. Kaçak çalıştığı için polisin arama noktalarına yaklaşmıyor, hatta sadece ibadet için sokağa çıkıyor. Çünkü polise yakalanınca başına gelebilecek iki şey var: Ya iyi bir para vererek kurtulmak, ya da sorgusuz sualsiz sınırdışı edilmek. Bir diğer ciddi sorun da sağlık güvencesi. Kaçak işçiler burada hasta olmamak için dua ediyorlar. Burada başlarına bir şey geldiğinde her aile aynı hassasiyeti göstermiyor. Ölüm döşeğindekiler bile ülkelerine dönüp tedavi oluyorlar.</p>
<p> Kazandığımızı ceza olarak ödüyoruz</p>
<p> E.K. Türkiye’de geçici bir süre çalışıp, eşiyle birlikte kendi deyimiyle &#8220;Çalışalabilecek bir ülke olan Fransa’ya&#8221; gitmek istiyor. Türkiye’de turist vizesiyle bulunan ve 1 ayı geçince çıkışta ceza ödemek zorunda kalan E.K. &#8220;Türkiye’de ceza oranları çok yüksek. Ülkemizde çalışma fırsatımız olsa zaten bu sorunları yaşadığımız bir yere gelmek istemeyiz. Birlikte çalıştığımız aileler son derece pozitifler, fakat devletiniz aynı şekilde bize iyi davranmıyor. İtalya’da 1,5 yıl çalışmama rağmen ülkeden ayrılırken hiçbir ceza ödemedim.</p>
<p>Oysa burada kazandığımızın büyük bir bölümünü ülkemize geri dönerken ceza olarak ödüyoruz&#8221; diyor. Ülkesinden pek çok akrabasının ve arkadaşının çalışmak için Türkiye’ye gelmek istediklerini ama korktuklarını söyleyen E.K. Bizim ülkemizden hatta şehrimizden çok fazla arkadaşım var burada. Çalıştığım ailenin komşularında da çalışan arkadaşlarım var. Ayrıca kilisede görüştüğüm pek çok arkadaşım var. Arkadaşlarım da bebek, hasta ve yaşlı bakıcılığı yapıyorlar ya da ev işlerinde temizlik, ütü, yemek gibi işlerde çalışıyorlar. Çok küçük bir kesim ise Laleli’de mağazalarda çalışıyor.</p>
<p>Ancak mağazada çalışmak çok zor. Oralardan alınan maaş ile yaşamak, kira ödemek pek mümkün değil. Genellikle burada eşi, ailesi olanların tercih edebileceği bir iş bu. 2 yıl önce bir arkadaşım Türkiye’ye gelişinin ilk haftasında yakalanmıştı. Oysa 1 aylık vizesi vardı. Buraya çok zor koşullarda geldiğini, çok fakir bir aile olduklarının biliyorum. Borçlanarak gelmişti, geri gönderildikten sonra ülkemizde çok uzun süre büyük sorunlar yaşadılar. Sonra bu olay eşi ile arasının bozulmasına neden oldu ve boşandılar. Bir çocukları var. Şimdi perişan halde olduklarını biliyorum. Buraya da gelemiyor, çünkü tekrar yakalanmaktan korkuyor.&#8221;</p>
<p> Yabancıların çalışma İzinleri</p>
<p> 4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun’a göre yabancılar, yurt dışından çalışma izni için başvurularını, uyruğunda bulundukları veya daimi ikamet ettikleri ülkedeki Türkiye Cumhuriyeti temsilciliklerine yapıyorlar. Temsilcilikler, çalışma izin talebine ilişkin olabilecek değerlendirmeleri ile başvuruları doğrudan Çalışma Bakanlığı’na iletiyor. Başvuru sırasında istenilen belgeler ise, yabancının temsilciliğe başvurduğu tarihten itibaren en geç üç iş günü içerisinde yabancının işverenince Bakanlığa intikal ettiriliyor.</p>
<p>Bu durumda Kanunun 12. maddesindeki doksan günlük süre tüm belgelerin Bakanlığa intikal ettiği tarihte yurt içinden ise sadece en az altı ay süreli ikamet tezkeresi almış ve bu süresi sona ermemiş olan yabancılar veya bunların işverenleri, başvurularını doğrudan Bakanlığa yapabiliyorlar. Türkiye’de yabancı kaçak çalışan ile işverene verilen cezalar 280 TL ile 5.600 TL arasında değişiyor. Tekrarlanması halinde cezalar bir kat daha artırılıyor.</p>
<p> Ev hizmetleri: Konutunda, hasta, yaşlı veya çocuk bakımı gibi hizmetlerde yabancı çalıştırılması taleplerinde; yabancıya ait uzmanlık belgeleri, sertifika, diploma ve sair belgeler ibraz edilmesi iseniyor. Ayrıca işveren olarak yabancı istihdam talebinde bulunan kişinin; Cumhuriyet savcılıklarından alınmış adli sicil belgesi, nüfus cüzdanı örneği, ikametgah ilmuhaberi, konutta yaşayanların iştigal ve gelir durumunu gösterir belgeler ile yabancı çalıştırma talebi sağlık sorunları olan bir kişinin bakımıyla ilgiliyse buna ilişkin rapor ve sair belgelerin ibrazı zorunlu.</p>
<p>Hürriyet Yayın Tarihi : 22 Şubat 2009 Pazar 16:33:12 </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seker.web.tr/3-milyon-issiz-1-milyon-kacak-isci-var.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

